ANTAKYA KALESİ VE SURLAR
M.Ö.300 yıllarında Büyük İskender?in generallerinden Seleucos I. Nikator tarafından kurulan Antakya kalesi dünyanın önemli yapıları arasında yer alır. Sırasıyla Seleukos?lar Romalılar, Bizanslılar, Haçlılar, Selçuklular ve Osmanlılar tarafından kullanılarak zamanımıza kadar gelebilmiştir.12 km uzunluğunda olan surların 360 kuleden oluştuğu düşünülmektedir. Sayısız depremler ve savaşlar sonucunda çok harap olmuştur. Bugün ayakta kalan duvarların büyük bir kısmı M.S.6.yy?da Bizans İmparatoru Justianus tarafından yaptırılmıştır. Kale duvarları; Asi nehrinin kenarından başlayarak Silpius dağları arasında dolanıp, Küçükdalyan?da tekrar nehre kavuşmakta idi. Şimdi ancak Silpius dağı (Habib-i Neccar) üzerindeki kısımları bulunmaktadır. Kalenin, kuzeyde Halep Kapısı (St. Paul), doğuda Demir Kapı, güneyde Şam Kapısı, batıda Köprü kapısı ve kuzeybatıda Köpek Kapısı olmak üzere 5 kapısı vardır.
ANTAKYA ULU CAMİ
16.yüzyılda yapılmış olup, Selçuklu tarzını anlatır. Tonozlu ve düz çatılıdır. Kitabesinde Hicri 1117 tarihi bulunmaktadır. Antakya camilerinin en eskisi ve en büyüğü Ulu Camidir. Asi kenarındaki bu caminin içi, diğer tüm Türk camilerinde olduğu gibi çok sadedir. İçi kıymetli halılar ile kaplı caminin duvarlarında altın harflerle yazılmış ayetler vardır. Bu caminin Memlûk dönemi eseri olduğu, Osmanlı döneminde bir kaç defa onarım gördüğü sanılmakladır. Doğu- batı yönünde uzanan dikdörtgen planlıdır. Caminin Osmanlı tarzında yapılmış silindirik geniş gövdeli ve yüksek minaresi şerefeli, sivri külahlıdır ve bir kaç defa tamir görmüştür. Üzerindeki 1704 tarihli kitabe bir kaç onarımdan birine ait olmalıdır. Gravürlerde, minarenin 200 yıl önce de aynı stilde olduğu görülmektedir. Avlusu geniş, taş döşeli, şadırvanlıdır. Mimarı ve yapılış yılı bilinmemektedir. Üzerinde, 1872 depreminden sonra onarıldığını gösteren 1874 tarihli bir kitabe bulunmaktadır.
ARKEOLOJİ MÜZESİ
Hatay Arkeoloji Müzesi ya da Antakya Arkeoloji Müzesi, antik döneme ait eserlerin sergilendiği bir sanat müzesidir. Günümüz Türkiyesi'ne bağlı Hatay ilinin merkez ilçesi Antakya'da bulunmaktadır. Dünyanın ikinci büyük mozaik eserleri koleksiyonuna sahip olduğu söylenir. Müzede sergilenen eserlerin çoğunluğu Antakya'nın Roma dönemine ait mozaiklerden oluşmaktadır. Bu eserlerin çoğunluğu, 1932-1939 yılları arasında yapılan kazı çalışmaları sonucu keşfedilmiştir.
BAKRAS KALESİ
Kale, Belen Örençay (Bakras) Köyü?nde, Kızıldağ?ın eteğindedir. Helenistik Dönemde Anadolu - Suriye - Mısır yolunu kontrol etmek amacıyla yapılmıştır. Sonraki dönem-lerde ise Romalılar, Bizanslılar ve Haçlılar tarafından onarılarak kullanılmıştır.
BARLAAM MANASTIRI
Yayladağı ilçesi Keldağ üzerindedir. Keldağ hem Selevukos döneminde, hem de Roma döneminde kutsal yerlerden biriydi. O dönemlerde burada bir Dorik tapınak vardı. (M.Ö. 3. yy) M.S. 4. yüzyılda St. Barlaam buraya gelerek Zeus heykelini yıkmış ve bir keşişler topluluğu oluşturmuştur. 6. yüzyılda manastırın güneydoğu köşesinde bir kilise yapılmış, 526 yılındaki depremde bu kilise yıkılmıştır. 950-1050 arasında yeniden yapılan manastır, 1268 yılına kadar faaliyetin sürdürmüş, daha sonra da terk edilmiştir.
BEŞİKLİ MAĞARA
Samandağ, Çevlik Köyü?nde deniz kenarında 300 hektarlık bir alana yayılan "Seleukeia Pieria" (Pieria'daki Seleukeia) antik kentinin en önemli kalıntılarından birisi olan Beşikli Mağara tamamen kayaya oyulmuş bir mezar kompleksidir. Yöre halkı tarafından, mezar adasının içinde yan yana aynı boyutlarda işlenerek biçimlendirilmiş üzeri düz çatılı iki taş sandukalı mezardan ötürü ?Beşikli Mağara? olarak adlandırılmıştır. 18. ve 19. yüzyıl seyyahları seyahat kitaplarında burayı Krallar Mezarı olarak tanımlanmış ve W.Bartlett gravürlerini çizmiştir.
BEYAZİT BESTAMİ TÜRBESİ
Anadolu erenlerinden olan Bayezıd-i Bistami(Bestami) Hazretleri 800?lü yıllarda Horasan yakınlarında Bistam şehrinde doğmuş olup hayatının büyük bir bölümünü Kırıkhan İlçesine bağlı Alaybeyli Köyünde bulunan Darb-ı Sak Kalesi üzerindeki Çilehanede geçirmiştir. Burada vefat eden bu Zatın mezarı aynı yerde bulunan cami içerisindeki türbede bulunmaktadır. İlçemiz Beyazıt-ı Bestami Türbesinin bulunduğu Helenistik dönemden kalma kale kalıntısı ve su kemerleri özellikle iç turizmin ilgisini çeken bölgelerimizden birisidir. Beyazıt-ı Bestami Türbesi, Batıda kayaların tıraşlanması ile oluşturulan, kuzeyde de sur duvarı ile sınırlanmış bir alanda, birbirine birer kapı ile bağlanan dikdörtgen planlı, beşik tonozlu dört mekandan ibarettir.
DARB-I SAK KALESİ
Hatay'ın geçmişinden günümüze kadar gelebilen Darb-ı Sak Kalesi, yüksek bir tepede konuşlanmış, harika bir manzaraya sahiptir. Kırıkhan-Hassa yolu üzerinde bulunan kale, üçgene yakın şekilde olan bir taş duvarla çevrilidir. Kale, askeri amaçlarla kullanılmış olup, Kahramanmaraş-Gaziantep tarafından Antalya'ya giden yol ile Halep yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla yapılmıştır. Günümüzde şehrin ziyaret duraklarından biridir.
ESKİ ANTAKYA EVLERİ
Antik çağdaki Antakya evlerinin bir avlu etrafında gelişen plan şemasına ve bazı mimari özelliklerine, asırlar sonra inşa edilmiş olan, eski Antakya evlerinde de rastlamak mümkündür. İçe dönük yaşayış, sokak ile minimum ilişki ve antik çağdan bu yana süre gelen mahremiyet duygusu evlerin mimari karakterini oluşturan en önemli özellikler olmuştur. Birbirine benzeyen ve genellikle iki katlı olan evler taş, kerpiç ve ahşaptan yapılmıştır. Evlerin cepheleri genellikle güney ve batıya bakmaktadır.
HABİB-İ NECCAR CAMİ
Anadolu?da yapılan ilk cami olarak bilinir. Cami Roma dönemine ait bir pagan tapınağının üzerine inşa edilmiştir. Günümüzdeki cami Osmanlıdönemi eseridir, etrafı medrese odaları ile çevrilidir. Avlusunda 19.yy eseri bir şadırvan bulunur. Caminin kuzeydoğu köşesinde İsa?nın havarilerinden Yunus (Yuhanna) ve Yahya(Pavlos) ile onlara ilk inanan ve şehit edilen ilk kişi olan Antakyalı Habib-i Neccar?ın türbesi bulunur.
HIDIR TÜRBESİ
Hz. Hızır Türbesi Samandağda ve denize çok yakın bir konumda kutsal bir mekandır. Rivayete göre Hz. Hızır ile Hz. Musanın buluştuğu yer olan kutsal bir kaya olarak anılmakta ve kutsal mekanın çevresinde geleneksel olarak bir veya üç kez dönülmektedir. Müslüman ve Hristiyan halkları için büyük öneme sahip olan türbe, her yıl büyük bir ziyaretçi akınına uğramaktadır. Hz. Hızır Türbesi Samandağ ilçe merkezine yaklaşık 3 km uzaklıktadır.
HIDIRBEY
Hz. Hızır ile Hz. Musa'nın Samandağ'daki buluşmasından sonra, birlikte Hıdırbey Köyü'nün yanındaki Musa Dağı'na çıkmak üzere yola çıkarlar. Hıdırbey Köyü'ndeki Musa ağacının bulunduğu yere geldiğinde çok susar. Bastonunu bu ağacın bulunduğu yere bıraktıktan sonra, hemen yanındaki dereye su içmeye gider. Su içtikten sonra yollarına devam ederler. Asasını suyun kenarında unuttuğunu anlayan Hz. Musa, döndüğünde ise asasının yeşerdiğini ve bir fidan haline geldiğini görür. O günden bugüne, o ağaç Musa ağacı olarak bilinir. 800-1000 yaşlarında olduğu tahmin edilen ve halk arasında 2000-3000 yaşlarında olduğuna inanılır.Köyün Merkezinde bulunan ağacın gövde çapı 7.50 m?dir. Dıştan çevresi yaklaşık 20m?dir. İki oyukla ağacın gövdesine girilmektedir. Devasa bir çınar ağacı olan Musa ağacının gölgesinde sabah kahvaltısı yapabilir veya bir yorgunluk kahvesi içebilirsiniz
İSSOS ANTİK KENTİ
Hatay İli?nin, Erzin İlçesi, Gözeneler mevkiinde yer alan İssos (Epiphaneia) Antik Kenti?nde ilk olarak kurtarma kazılarına 2006 yılında başlamış ve çalışmalar 2008, 2010 ve 2011 yıllarında devam etmiştir. Kazı çalışmaları ilk etapta Geç Roma Dönemine ait mozaik kurtarma kazısı olarak planlanmıştır fakat daha sonra genişletilerek Geç Roma dönemine ait hamam kazısını da içermiştir. Geç Roma Dönemine ait hamamın ısı bölümleri, havuz, su sistemleri, dükkânlar ve Artemis?e ait mozaikler ortaya çıkartılmıştır. 2011 yılında yapılan çalışmalarda ise hamamın batısında Abbasi Dönemine ait yapıların temelleri çıkarılmaya başlanmıştır. Geç Roma Dönemine ait hamam ve Abbasi Dönemine ait mimari kalıntılar, antik şehrin güneydoğusunda kalmaktadır.
İTALYAN KATOLİK LATİN KİLİSESİ
1600?lü yılların başında Kapuçin Rahipleri tarafından kurulan kilise Mithat paşa caddesi üzerindedir. 1888 yılında büyük bir restorasyon geçiren yapı toplam 14 sütun üzerine oturmuştur. Haftanın her günü ayin yapılmaktadır.
KANUNİ KÜLLİYESİ
Kanuni Sultan Süleymanın, 1553 Mısır seferi sırasında Hatayın Belen ilçesinde Mimar Sinan tarafından yaptırılmıştır. Tarihi İpek Yolu üzerindeki külliye, yörenin yerleşime açılmasını sağlaması açısından önem taşımaktadır.
KIZLAR SARAYI
Reyhanlı-Halep asfaltı üzerinde (Tampon bölgede) bulunmaktadır. Bu sarayın bölgeyi kontrol altında tutan bir merkez olduğu ve Bizans devrine ait olduğu sanılmaktadır. Saray girişine iki taraflı kesme iri blok taşlardan oluşan geçitten girilmektedir.
ANTAKYA KATOLİK KİLİSESİ
Günümüzde halen kullanılmakta olan kilise, Kurtuluş caddesi, Kurtuluş sokakta yer almaktadır.
KOZ KALESİ
Altınözü İlçesindedir. Kuseyr Çayının doğduğu bir dere başlangıcında etrafı duvar biçiminde oyulmuş bir tepecik üzerine inşa edilmiştir. Güney tarafta 100m ara ile iki yarım daire planlı burç bulunmaktadır. Kalenin kapısı kuzey taraftadır. Fakat yıkıldığı için esas durumu hakkında bir bilgimiz yoktur. Üzeri düz bir tarla halinde olan doğu tarafında bugün bazı yerleri sağlam olan ahırlar ve seyirdim yolları bulunmaktadır.
KURŞUNLU HAN
Antakya'da Osmanlı hanları içinde en önemli olanı, Uzun Çarşı ile Yemeniciler arasında yer alan ve günümüzde içinde çeşitli dükkânların bulunduğu Kurşunlu Han?dır. Kurşunlu Han, Antakya'daki 15 hanın en eskisi olup, 1660 yılına doğru Köprülü Mehmet Paşa tarafından Sürre alayının ağırlanması için inşa ettirilmiştir. Kente gelen tacirler ve yolcular, o dönemin ulaşım araçlarından at, deve ve eşekleriyle geldikleri Kurşunlu Han'da, o zamanlar için oldukça lüks sayılacak bir hizmet anlayışı ile ağırlanırlardı. Hayvanların dinlendiği ve yemlerinin verildiği, insanların tüm ihtiyaçlarını giderdiği handa konukların; havuz başında nargile sefası, yemen kahvesi ve hamamda terleyerek yorgunluklarını attıkları ve ertesi gün sabah kahvaltısıyla dinç bir şekilde yolculuklarına devam etmelerinin sağlandığı yazılır. Taş kaplı avlu etrafında tonozlu hacimleri olan Kurşunlu Han?ın kuzey ve güneyinde portalli girişler vardır, bütün kapı ve pencereler avluya açılır ve hepsi kemerlidir. Kurşunlu Han?ın üst örtüsü kurşun ile kaplı olduğundan bu adla anılmaktadır.
MUSEVİ HAVRASI
Antakya Musevi cemiyetinin kullandığı bir binadır. 1700 yıllarında yapılmış olduğu tahmin edilmektedir. Büyük bayramlarda ve önemli günlerde törenler düzenlenmektedir. Havrada bulunan el yazması Tevrat 500 yıllıktır.
ANTAKYA ORTODOKS KİLİSESİ
Antakyanın Hıristiyan dini yönünden önemli olması bu bölgede kiliselerin yoğunlaşmasına neden olmuştur. Bunun sonucu olarak da Antakya Kilisesi 1833 yılında Mısır Bilad Al Şam hükümdarlığı zamanında Mohammed Ali oğlu İbrahim Paşanın izni ile ahşap, basit bir kilise olarak yapılmıştır. Sonraki yıllarda beyaz taştan yüksek bir alanda geniş bir avlu ortasında yapılmış, çevresine de müştemilat binaları eklenmiştir. Kilisenin içerisine 70x70 cm2lik iki sütun arasından girilmektedir. Bu sütunlardan bir tanesinin üzerine 2 m. yüksekliğinde 12 satırlık bir şiir, bu kiliseye maddi yardımda bulunan bir aile tarafından Mihail isimli oğullarının anısına yazılmıştır. Kilisenin üç salonu ve batı, kuzey, güney yönlerine açılan üç büyük kapısı vardır. Doğu Ortodoks Kiliselerinin en güzel örneklerinden biri olan bu kilise deprem sonrası Rus mühendislerinin yardımları ile yeniden yapılmış ve Rus kiliselerinin üslubu burada da karşımıza çıkmıştır. Kilisenin içerisinde liturjik kilise eşyaları bulunmakta olup, bunların yanı sıra Bizans, Rus ve Suriye kökenli ikonalar da vardır. Ayrıca antik bir taştan yapılmış Taufe Curunu (Vaftiz Kuyusu)dan akan sular kilise altındaki mezarlığa dökülmektedir. Kilisenin kuzeyinde 1911 yılında Patrik IV. Gregorios zamanında yapılmış olan Ruhban okulu günümüzde kilisenin protokol salonu olarak kullanılmaktadır.
PAYAS KALESİ
Kale, külliyenin batısında yer alan çevresi hendekle çevrili sekiz kuleli bir yapıdır. Bölgedeki diğer kaleler gibi Haçlı kalesi, ya da Ceneviz kalesi olduğu iddia edilen yapı,arşiv malzemesine göre tamamıyla bir Osmanlı kalesidir.
ANTAKYA PROTESTAN KİLİSESİ
Fransızlar döneminde elçilik ve Fransız Bankası olarak kullanılmış, 2000 yılında Güney Kore Kwong Lim Metodist Kilisesi tarafından Protestan Kilisesi olarak tanınmıştır. Kilisenin Giriş kapısı üzerindeki Türkçe, İngilizce ve Kore dilinde yazılmış plakette, Haziran 2000?de açıldığı yazılıdır. Bu kilise Koreli bir din adamı Pastör tarafından açılmıştır. Bahçe içerisinde beyaz köfeki taşından kilisenin giriş bölümü boydan boya ileriye doğru hafif bir çıkıntı yapmakta ve sivri kemerli bir kapıdan içeriye girilmektedir. Cephe görünümünün iki yanında dikdörtgen birer pencere, üst katta da yanlarda birer çıkıntılı kısımda da yine dikdörtgen söveli 3er pencere bulunmaktadır. Kilisenin en üst noktasına da bir haç yerleştirilmiştir. İbadet mekânı dikdörtgen bir plan göstermekte olup, apsidin önünde kürsü bulunmaktadır. Ayrıca iç mekânda geç devre ait kilise eşyaları ile ikonalar bulunmaktadır.
SARI SELİM CAMİ
Mimar Sinan tarafından kervansaray içerisine yapılan camii, bütün azametiyle ayakta durmakta ve hala kullanılmaktadır. Ayrıca camii avlusunda bulunan 13 asırlık dünyanın meyve veren en yaşlı zeytin ağacı kale camisine ayrı bir güzellik katmaktadır.
SARISEKİ MAĞARASI
Hatay il sınırları içerisinde bulunan Sarıseki Mağarası en güzel panoramik görüntüler elde edeceğiniz önemli bir noktadır. Denizden yüksekliği 1300 metre olup, mağara içinde çok fazla yarasanın yerleşim alanı olarak seçmesinden dolayı halk tarafından Kuşlar Mağarası olarak söylenmektedir. Günümüze kadar bilimsel bir çalışma yapılmayan mağara sarkıt ve dikitleriyle hoş oluşumu altında dikkat çekmeyi başarıyor
SİMON MANASTIRI
M.S. 6. yüzyılda inşa edilen bu Manastır, Antakyalı St. Simon?un ?bir sütun üzerinde 40 yıl yaşadığı yer? olarak ün yapmıştır. Antakya-Samandağ yolu ile Asi Irmağı arasında bir dağ üzerinde yer alan St. Simon Manastırı?na, Değirmenbaşı Beldesi?nden ayrılan yoldan ulaşılır. Manastır, Aknehir Beldesi sınırları içinde 479 metre yüksekliğindeki bir tepeye kurulmuştur
SİNCAN MAĞARASI
Damlataş Mağarası Dörtyol?a 21 km, Payas?a 11 km mesafededir.Yol stabilizedir.Yapılan incelemelerde Sincan Damlataş Mağarası?nın 120 milyon yıllık olduğu anlaşılmıştır. Mağara 150 metre derinliğinde ve 400 metre uzunluğunda olup içinde sarkıt ve dikitler mevcuttur. Tarihi mağara ziyaretçilere açıktır.
SOKULLU MEHMET PAŞA KÜLLİYESİ
Adana-Antakya karayolunun 107. kilometresinde, Dörtyol ilçesi'ne bağlı bir bucak olan Payas (Yakacık)'da bulunan Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, İstanbul Halep-Şam-Hicaz yolu üzerinde konumlandırılmış bir 'Menzil Külliyesi'dir. Bu yol, buharlı gemilerin kullanılmaya başlandığı döneme kadar, Sürre alaylarının ve dolayısıyla Hicaz'a giden hacıların kullandığı bir güzergâhtı. Buharlı gemilerin devreye girmesinden sonra ise Sürre Alayları, Beyrut üzerinden Şam'a ve oradan da Hicaz'a gitmeye başladılar. Külliye, bu güzergâhı kullanan hacı kervanları ile ticaret kervanlarının, limanın ve askeri birliklerin güvenliğini sağlamak amacıyla, II. Sultan Selim döneminde (1566?1574) inşa edilmiş ve yörenin en büyük yapı kompleksidir. Külliyenin inşası 1574'de tamamlanmıştır.
SAİNT PİERRE KİLİSESİ
Saint Pierre Kilisesi, Stauris Dağı'nın batısında kayalara oyulmuş 13 metre derinliğinde, 9.5 metre genişliğinde ve 7 metre yüksekliğinde bir mağaradan oluşmaktadır. Antakya'daki ilk Hıristiyanların gizli toplantıları için kullandıkları bu mağara Hıristiyanlığın en eski kiliselerinden biri olarak kabul edilir.
ŞEYH YUSUF TÜRBESİ
Antakya-Harbiye yolu üzerindedir. Yapı tek odalı olup içerisinde Şeyh Yusuf ?un mezarı bulunmaktadır. Şeyh Yusuf 1500 yıllarında yaşamış, tıbba faydaları geçmiş bir hekimdir. Günümüzde maneviyatından şifa bulmak isteyen hastalar tarafından ziyaret edilmektedir
VAKIFLI ERMENİ KİLİSESİ
Samandağ?a 5 km uzaklıktadır. Kilise eski bir ipek fabrikasının yerine 1875 yılında kurulmuştur. İpek fabrikası kapandıktan sonra restore edilerek bugünkü Ermeni Kilisesine dönüştürülmüştür. Kilise halen kullanılmaktadır.
TİTUS TÜNELİ
Titus Tüneli, Titus Kaya Tüneli veya Vespasianus Tüneli, günümüzde Türkiye'nin Hatay iline bağlı Samandağ ilçesi sınırları içerisinde, üzerinde Çevlik köyü kurulu olan ilçenin 5 km. kuzeyinde kalan dağlık ve denize hâkim yamaçlarda bulunan Titus adıyla bilinen Titus Flavius Vespasianus tarafından yaptırılmış, yapımı yüzyılı aşkın bir zaman sürdüğü düşünülen tünellerdir.
TRAİANUS SU KEMERİ(KANDRA)
Harbiye Çağlayanlarından Antakya?ya su getirmek amacıyla Roma imparatoru Traianus tarafından yaptırılmıştır. 9 km uzunluğundaki kemerler bugün çok tahrip olmuş bir haldedir. Halk arasında Memekli Köprü olarak anılan su kemerlerinin az sayıdaki kalıntısı bile projenin mükemmeliyeti hakkında fikirler vermektedir.
Back to Top